Dünya eski dünyanın konforunu kaybetti. 20. yüzyılın alışkanlıkları artık işlemiyor. Güvenlik şemsiyesi dağıldı, enerji akışları yön değiştirdi, ticaret yolları yeniden yazılıyor. Böylesi dönemler tarihte nadir yaşanır.
Türkiye uzun süre jeopolitik konumunun sağladığı avantajı sınırlı kullandı. Son yirmi yılda tablo değişti. Savunma sanayinde atılan adımlar sahaya yansıdı. İnsansız sistemler ve elektronik harp kapasitesi yalnızca askeri güç üretmedi; diplomatik etki alanını da genişletti.
Avrupa enerji krizini çözmeye çalışırken Amerika kendi önceliklerini yeniden tanımlıyor. Çin ise ticaret koridorları üzerinden küresel rekabete hız veriyor. Bu tabloda Anadolu coğrafyası yeniden merkez haline geliyor.
Türk Devletleri Teşkilatı ekonomik ve stratejik derinlik sağlıyor. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu projeleri yeni dönemin damarları gibi işliyor. Coğrafya kaderdir sözü bu kez avantaj olarak karşımızda duruyor.
Asıl mesele içerideki birliktir. Güçlü dış politika iç istikrarla anlam kazanır. Türkiye bu dengeyi koruduğu ölçüde yeni yüzyılın merkez aktörlerinden biri olma potansiyelini taşıyor.