Önceki dönem milletvekillerinden, Parlamenter Gazeteci ve Yazarlar Birliği Başkanı İbrahim Aydemir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan Başbakanı ile yaptığı ortak basın toplantısı ve Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’ndaki açıklamalarını değerlendirdi. Aydemir’e göre verilen mesajlar, Türkiye’nin diplomasi zeminini genişleten ve siyasi merkezini tahkim eden iki ayrı hattı ortaya koydu.
Aydemir, iki ülke arasındaki ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarma hedefinin, yalnızca ekonomik bir başlık olarak okunamayacağını ifade etti. Ege ve Doğu Akdeniz başlıklarının uluslararası hukuk çerçevesinde ele alınmasının, sahadaki gerilimi kontrollü bir diyalog sürecine taşıma iradesi anlamına geldiğini vurguladı. Bu yaklaşımın, sorun alanlarını askeri gerilim yerine diplomatik zemin üzerinden yönetme tercihine işaret ettiğini belirtti.
EGE VE DOĞU AKDENİZ BAŞLIĞI
Aydemir’e göre Cumhurbaşkanı’nın iyi niyet, yapıcı diyalog ve çözüm iradesi vurgusu, Ankara’nın mevcut sorunları zamana bırakmak yerine adım adım ilerletme stratejisini yansıtıyor. 2023 sonrası yakalanan ivmenin Ege’de de sonuç üretme potansiyeli taşıdığını dile getirdi.
Gazze’deki ateşkes süreci, iki devletli çözüm ve İsrail’in Batı Şeria’daki adımlarına dönük tepkinin de bölgesel denklemin parçası olduğunu kaydeden Aydemir, Türkiye’nin Filistin meselesinde net bir çerçeve sunduğunu söyledi. Yunanistan’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üyeliği döneminde iki devlet perspektifini gündemde tutmasının, bölgesel istikrar açısından önem taşıdığını ifade etti.
Suriye başlığında ise toprak bütünlüğü ve kapsayıcı siyasi yapı vurgusunun altını çizen Aydemir, istikrarın yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınamayacağını; siyasi ve toplumsal dengeyi önceleyen bir yaklaşımın kalıcı sonuç üreteceğini belirtti.
İç siyasete dair değerlendirmelerde Cumhur İttifakı’nın siyasi merkez olma vasfının güçlenerek sürdüğünü kaydeden Aydemir, Erdoğan’ın teşkilatlara dönük mesajlarının saha disiplinini ve hizmet vurgusunu öne çıkardığını dile getirdi. Türkiye’nin uluslararası krizlerde kapısı çalınan aktör konumuna yükselmesinin, iç siyasi istikrarla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.